29 Mayıs 2013 Çarşamba
Et beni şeker hastalığının habercisi
Ciltte çok yaygın lezyonlardan olan ve genellikle sayıları 1 ile 40 arasında değişen et benleri (skin tag), obeziteden bağımsız şeker hastalığı riskini artıran etkenler arasında gösteriliyor.
Uzmanlar vücutta ikiden fazla görülen et beninin insüline duyarlılığı azalttığı, şeker hastalığı riskini de arttırdığı yönünde uyarıyor.
Dicle Üniversitesi (DÜ) Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Alparslan Kemal Tuzcu'nun, ''Vücudunda et beni bulunanlarda şeker hastalığı riski yaklaşık 3 kat artıyor'' dedi.
4 Şubat 2013 Pazartesi
PROF. DR. KÜRŞAT UZUN UYARDI
Prof. Dr. Kürşat Uzun: Doktora danışmadan soğuk algınlığı ilaçlarını kullanmayın!
Prof. Dr. Kürşat Uzun, tüm yurtta etkili olan soğuk ve karlı hava nedeniyle artış gösteren üst solunum yolu enfeksiyonu şikayetlerinde bilinçsiz ilaç kullanımının kalıcı sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Konya Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Uzun, kış aylarında öksürük ve soğuk algınlığı gibi sık karşılaşılan basit enfeksiyonların büyük çoğunluğunun virüs kökenli olduğunu ve viral enfeksiyon olarak adlandırıldığını söyledi.
Bol sıvı ve istirahat
Viral enfeksiyonların en yaygınının grip olduğunu ifade eden Uzun, enfeksiyonun kırgınlık, ateş, boğaz, baş ve kas ağrısı ile kendini gösterdiğini belirtti. Uzun, 7 güne kadar etkili olan gribal enfeksiyonun özellikle çocuklarda, 65 yaş üzeri kişilerde ve kronik bronşit, astım, kalp, böbrek ve şeker hastalarında daha ağır seyrettiğini vurgulayarak, “Risk grubunda bakterinin neden olduğu zatürre gibi komplikasyonlar ve istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabiliyor” diye konuştu. Uzun, hastalık süresince bol sıvı alınması, meyve tüketilmesi ve istirahat edilmesi gerektiğini bildirerek, bu dönemde ağrı kesici ve ateş düşürücü de alınabileceğini ifade etti.
‘Sağlığınızı kaybedebilirsiniz’
Ağrı kesici ve ateş düşürücünün dışında gribal enfeksiyonlarda bilinçsiz ilaç kullanımının yaygın olduğunu da anlatan Uzun, “Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik rahatsızlığı olanlar uzman hekime başvurmadan ilaç kullanmamalı. Bazı aileler, grip olan çocuklarına ateş düşürmek için aspirin veriyor. Bu çok yanlış. Aspirin beyinde tedavisi mümkün olmayan nörolojik bir hasara yol açabilir. Bu nedenle çocuklara uzman hekime danışmadan aspirin verilmemeli. Yine sıkça kullanılan antibiyotik de ciddi sağlık sorunları ortaya çıkarabilir. Gereksiz ve bilinçsiz antibiyotik kullanımı vücuttaki bakterilerin direnç kazanmasına neden oluyor. Vücudun ihtiyacı olmadığı dönemde alınan bir antibiyotik mikropların direnç geliştirmesine ve bir başka hastalıkta antibiyotiğin etkisinin azalmasına yol açıyor. Yine vücutta çeşitli yan etkiler meydana gelebilir ve ekonomiye de zarar. Doktora gitmeden antibiyotik alınmamalı” dedi.
Ülser ilacında mide kanseri riski
MİDE kanseriyle ilgili yaptığı bilimsel çalışma ABD’nin ’Internatıonal Journal Of Canser’ adlı Tıp dergisinde yayınlanan Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Halis Süleyman, mide ülserini ortadan kaldırmak için verilen ilaçların, kanser oluşma riskini artırdığını öne sürdü. Midenin doğal fonksiyonlarının, ilaçla baskılanması halinde dengenin bozulmasına yol açtığını belirten Süleyman, “Mide ülserini tedavi etmek için verilen ilaçlarla doğal yapı bozuluyor. Bir yandan ülseri iyileştirmeye çalışıyoruz, diğer yandan da kanser yapmaya çalışıyoruz. Oysa midenin doğal foınksiyonlarını etkilemeden mide ülserini iyileştirecek ilaçlara ihtiyaç var” dedi. Prof. Dr. Halis Süleyman’ın üç yıl önce mide kanserine çare bulmak için fareler üzerinde yaptığı deneysel çalışma büyük yankı uyandırmıştı. Farelerde önce kanser dokusu oluşturan, daha sonra vücudun adrenalin salgılamasını durdurup savunma, kansere karşı direnç ve savaşımını artırmak için kartizol vererek kanserli hücreyi tamamen yok eden Süleyman’ın bilimsel makalesi 26 Ağustos 2009’da ABD’nin ünlü ’Internatıonel Journal Of Canser’ dergisinde yayınlanmıştı.
Soğuk, kalp krizi riskini artırıyor
KARDİYOLOJİ uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Batur, Türkiye’de her yıl ortalama 9 bin kişinin, grip nedeniyle öldüğünün ve 50 bin kişinin de hastanelerde tedavi gördüğünün tahmin edildiğini belirtti. “Kalp yetmezliği nedeniyle tedavi gören ve bünyesi zayıflamış hasta, soğuk havanın tetiklediği bir enfeksiyon sonucunda, sağlıklı insanların rahat iyileştiği durumda ölümcül tehlikelerle karşı karşıya kalabilir” diyen Batur, soğuk havalarda özellikle kalp hastalarını daha dikkatli olmaları için uyardı.
‘Her ilacı almayın’
Soğuk algınlığı ve gribe karşı kullanılan ilaçlarla ilgili de önerilerde bulunan Batur, “Kışın grip, burun akıntısı, soğuk algınlığı, halsizlik gibi şikayetlerde hastalara önerilen veya yazılan ilaçlardan bazıları yüksek tansiyona, ritim problemlerine yol açabilecek şekilde tehlike yaratabilir. Bu yüzden yüksek tansiyon, çarpıntı, ritim sorunu, kalp damar hastalığı ve kalp yetmezliği olan hastalarımıza daha çok rahatlatma amacıyla verilen bazı ilaçları önermiyoruz. Soğuk hava tansiyonu artırabilir” dedi.
Bu önerilere dikkat
Batur, kalp hastalarına şu önerilerde bulundu: “Kalp rahatsızlığı olanlar tok karınla soğuk havada veya kirli havada yürümesin. Oda sıcaklıkları belirli seviyede ayarlansın. Dışarıya hazırlıksız çıkılırsa, ani ısı değişimleri nedeniyle kalp hastalıkları tetiklenebilir. Bu risk gözetilmeli. Bağışıklık sistemini güçlendirici besinler tüketilmeli, meyve tüketimine özen gösterilmeli.”
Ultrason Erkekte Dogum Konturokü Yapabilir
ABD'nin Kuzey Carolina Üniversitesi'nden Dr. James Tsuruta ve ekibi fareler üzerinde yaptıkları araştırmada, ultrason ile sperm sayısını azaltmayı başardı.
WASHINGTON - Bilim insanları, farelerin testislerini 3 megahertzlik ultrason seanslarına tabi tuttu. İletkenliği sağlamak için farelerin testislerine 37 derece sıcaklıkta tuzlu bir solüsyon sürüldü.
48 saatlik aralıklarda 15'er dakikalık 2 seanstan sonra sperm sayısının önemli ölçüde azaldığı görüldü.
İnsanlarda sperm sayısı mililitrede 15 milyonun altına indiğinde erkeğin kısır olarak kabul edildiğini hatırlatan Tsuruta, insanlardan farklı olarak farelerin az sayıda spermle de doğurgan olabileceklerini belirterek, ancak araştırmada, farelerin sperm sayısının mililitrede 10 milyonun altına indirilebildiğini vurguladı.
Araştırma "Reproductive Biology and Endocrinology" dergisinde yayımlandı.
Doğum kontrol etkisinin ne kadar süreceğini, tekrarlanan ultrason seanslarının zararlı olup olmadığını belirlemek üzere başka araştırmaların yapılması gerektiği belirtildi.
5 Ocak 2013 Cumartesi
Sezaryen doğumdaki büyük tehlike
Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak, sezaryen ile yapılan doğumların yüzyılın hastalığı olan alerjiyi arttırdığını söyledi.
Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak, alerjinin oluşumunda doğum şeklinin önemli bir yer tuttuğunu vurguladı. Sezaryen doğumların yüzde 50’den fazlasının anne isteği ile gerçekleştiğini ve bu doğumların çocuklarda astım görülme sıklığını yüzde 20 arttırdığını belirten Tabak, özellikle besin alerjisinin de sezaryen doğuma bağlı olduğunun altını çizdi. Normal yoldan doğan bebeklerin sezaryen ile doğan bebeklere göre daha az alerji olduğunu belirten Prof. Dr. Tabak, “Normal doğum ile dünyaya gelen bebekler, ilk kez doğum kanalında mikropla tanışıyor ve doğdukları andan itibaren bağışıklık sistemini güçlendirmek için mücadeleye başlıyorlar. Sezaryen ile doğan, yani steril bir şekilde dünyaya gelen bebeklerde ise tam aksi oluyor” dedi. Prof. Dr. Yonca Tabak, bilim adamlarının alerjinin artış nedenlerini araştırdığını, bu araştırmalardan en kapsamlısının “Hijyen Hipotezi” olduğunu, bu hipotezde bağışıklık sisteminin bir teraziye benzetildiğini belirtti. Tabak, bağışıklık sisteminin bir terazinin iki kolu gibi birbirinin aksi yönünde çalışan iki farklı sistemden oluştuğunu, bir kolun mikroplarla savaştığını, diğer bir kolun ise alerjik reaksiyonlardan sorumlu olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yonca Tabak, bağışıklık sisteminin mikroplarla çok temas etmesinin alerjiden uzaklaşmayı sağladığını, tam tersi durumlarda ise mikropla ne kadar az temas edilirse o kadar alerjinin arttığını dile getirdi. Prof. Dr. Yonca Tabak, sezaryen doğumun getirebileceği problemler açısından anneleri uyarırken, özellikle alerjik annelerin tıbbi bir zorunluluk olmadıkça sezaryen doğumu tercih etmemeleri gerektiğinin altını çizdi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız
Mutluluk Duyarız






